Atv'nin sevilen dizisi Gönülçelen'den bahsetmek istiyorum bugün. Gönülçelen, klişe bir konunun akıllıca kurgulandığı bir dizi...
Konu klişe. Olaylarda büyük gelişmeler yok, hikaye minik minik ilerliyor, hem aşk, hem dram tarafı. Komedi kısmı doğal olarak abartılı. Ama oldukça zevkle izleniyor. Hiç sıkılmıyorsunuz. Ne kadar tekrar verilirse verilsin, o kadar izleniyor.
Bunun sırrı ne diye irdelediğimde, başta da belirttiğim gibi, klişe bir konunun bilincinde olan çok iyi bir ekiple karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Bu ekibin başında ilk önce cast geliyor.
Bir kere, aşk kısmı için seçilen iki oyuncu Türk dizi sektörünün en uyumlu, en göz dolduran, en haleleri birbirine uygun oyuncusu. Bu seçim bir tesadüf değilse, çok akıllıca olmuş.
Ve diğer oyuncular. Ayda Aksel çok doğru bir seçim ki, benim de Murat'ın annesi olarak ilk aklıma gelen isimdir. Çünkü Cansel Elçin'in Avrupai görünümün altından kalkacak ilk kişi Ayda Aksel, diye düşünüyorum...
Onur Saylak. Cansel Elçin'in şimdiye kadarki projelerindeki arkadaşları arasında en iyi paslaşabildiği oyuncu olarak gözlemledim. Sorunsuz bir ikili olduklarını düşünüyorum. Çünkü her sahnelerinden, neredeyse Hasret Murat sahneleri kadar zevk alıyorum...
Nadir Sarıbacak. Diziye çok farklı bir renk kattı diye düşünüyorum. Bir roman karakter ama apayrı bir havası var, biraz yabancı bir roman havası. Bu, seyircinin ufkunu geniş tutacak bir özellik diye düşünüyorum.
Ünal Gümüş de keza bende ufuk zenginliği yaratan bir karakter izlenimi yarattı.
Kadir karakterini canlandıran genç oyuncu rolünün altından dört dörtlük bir şekilde kalkıyor. Çok sevdiğim bir karakter...
Günay karacaoğlu. O olmasaydı, acaba kim olabilirdi bu role diye düşündürten bir oyuncu.
Umut Kurt. Çok sevdiğim bir oyuncu olmasına rağmen, nedense olmamış diye düşünüyorum. Rolünü yapamadığından falan değil, sanki daha farklı biri olmalıydı gibi geliyor..
Yasemin Conka. Çok çok başarılı buluyorum.
Sanırım Ethem Bey'e alışamadım. Bana bu zamana kadar hiç çapkın bir karakter olduğu hissini veremedi. Belki de değil, adam doğru söylüyor...
Ekibin ikinci başarısı, hikayeyi hareketli kılmaları. Ama bu öyle büyük hareketlerle değil, minik minik. Çok renkli hareketlerle. İşte, seyirci bağlayan nokta tam da burası. Çok farklı sahneler görüyorüyoruz, ezbere bilinen görüntüler yok, olaylar uzatılmıyor. Tuba ve Cansel'in elektrik uyumu zaten muhteşem.
Bu küçücük sahneler, diğer dizilerin büyük aşk sahneleriyle eşdeğer ilgi görüyor.
Dizi uzunca bir süre böyle gitse, kimse ses çıkarmaz. O derece bağlayıcı. Şimdi düşünün, siz o büyük aşk sahnelerini...
Replikler. Özellikle komedi ağırlıklı oynayan oyuncular hemen hemen hep güldürüyor.
Dram, günlük yaşam içinde. Bangır bangır bağırtılmadan işleniyor.
İşte, dizinin genel olarak başarısının sırrı bu. Klişe bir melodram, basit bir Yeşilçam hikayesi ancak bu kadar güzel uyarlanabilirdi..
Ama çekimler olsun, ışık olsun, ses düzeni olsun, yer yer kalitenin düştüğünü de görüyoruz. Tabi, belli kesim fark eder bunu. Artık, o kadar da olsun, değil mi?..



Mister Wong
Digg
Del.icio.us
Slashdot
Furl
Yahoo
Technorati
Newsvine
Googlize this
Blinklist
Facebook
Wikio


































Yorumlar
ben de çok severek izliyorum Gönülçeleni.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için